17/2/2007
PAYLAŞILAN MUTLULUĞUN İÇİNDEKİ ACI
Yağmurlu bir gündü, güneş yüzünü gösterecekmiş gibi yapıp bulutlar ardından kaçışları ile gökkuşağını oluşturmuştu!
Ada da bir sessizlik hakimdi, paytoncu Adnan amca komşusu Aylin hanımın ikiz çocukları olan Hüseyin ve Zümrüt’e bugün ada içerisinde paytonu ile gezdirme sözü vermişti ama havanın yağmurlu olması bu planı bozuyordu…
Zümrüt koştura, koştura paytona doğru geliyordu;
- Adnan amca, Adnan amca! diye bağırıyordu ve paytonunu yol kenarına bırakıp,
yağmurdan korunmak için çay bahçesinin saçaklı olan kısmında nargilesini içen
Adnan amca gülümsedi Zümrüt’ün gelişine, yağmura aldırmadan payton ile gezmeye
geliyor düşüncesi ile ayağa kalktı;
- Buradayım Zümrüt, bu tarafa gel derken Zümrüt’ün yüzünde ağlamaklı bir ifade gören Adnan amca, bir şeyler oldu galiba diyerek elindeki nargileyi yere fırlatıp Zümrüt’e doğru ilerlemeye başladı;
- Yavaş kızım, ne bu hal derken Zümrüt Adnan amcasına sarılıp ağlamaya başlar… Adnan amca;
- Zümrüt, ağlamayı bırak kızım söyle bakayım ne oldu? Zümrüt hıçkırarak ağlamaya devam eder… Adnan amca meraklanmaya başlamıştır ama Zümrüt ağlamaktan bir şey söyleyemiyor ve sarıldığı Adnan amcayı bir o tarafa bir bu tarafa döndürüyordur. Yağmur altında sırılsıklam olmuşlardır ve Adnan amca artık sinirlenmeye başlamıştır ki;
- Zümrüt hadi ne olduğunu söyleyecek misin derken, Zümrüt Adnan amcanın elini sıkıca tutar ve az önce oturduğu saçak altına doğru çevirir ve o saçak altında Ayla hanım, Hüseyin ve Adnan amcanın kızı Leyla ellerinde bir pasta ile… bugün Adnan amcanın doğum günü! Hep birlikte mutlu yıllar Adnan amca, baba, Adnan diyerek gülümseyişler ardından saçak altında pastayı keserler, çay bahçesinin sahibi Zafer’de Aylin hanımın az önce getirdiği pastayı görmüş olacak ki 6 tane çayı kapıp gelmiş…Adnan amca pasta için teşekkür ederken;
- Az kalsın kalpten öldürecektiniz beni böyle işmi olur çocuklar diyerek hafiften çıkışsa da, yüzü gülüyordu ve devam etti şimdi anlıyorum bana niye öyle sarılıp sağa sola döndürüp durduğunu, sen beni çekiştirirken diğer taraftan geçtiler pasta ile değimli? Gülüşler arasında mutluluktan gözler parlıyordur! Hüseyin;
- Kusura bakma Adnan amca seni telaşlandırdık ama işte benim çok zeki olan kardeşim Zümrüt’ten bundan fazlası da beklenmez deyip şöyle elinin ucu ile Zümrüt’ün kafasına vurur, sonrasın da canım kardeşim benim deyip sarılır… Leyla’da babasına sarılır öper, öper, öper… Ayla hanım öylece bakıyorken Zafer de onun boynuna atlayıp çok güzel yapmışın Ayla abla pastayı deyince herkes gülüşmeye başlar… Ayla hanımda Adnan beye yaklaşır ve;
- Yeni yaşınız kutlu olsun Adnan bey, ömrünüzde uzun olur inşallah derken gözleri doluverir… Bu mutlu bir tablo içerisinde yağmurun dindiğini bile fark etmemişlerdi ki Leyla;
- Baba, hadi yağmurda dinmiş bak bizi payton ile gezdir der!
- Tabii ki de, hadi atlayın paytona dedikten sonra Zafer;
- Ben içeriye gidiyorum sandalyeleri dışarıya çıkaracağım, sizlere iyi gezmeler der ve Aylin hanım;
- Benim de evde yapacak işlerim var, siz gezin… Adnan bey;
- Olmaz öyle Ayla hanım o kadar pasta yapmışsınız payton ile gezdirmeden bırakmam deyip kolundan tutuğu gibi paytona bindirir, bu anda gözlerin kesişmesi hissettirir karşılıklı bir şeyler ama Ayla hanım paytonun gitmesine aldırmadan;
- Ama benim işlerim vardı siz gezdirseydiniz çocukları Adnan bey derken Zümrüt anasının kulağına yanaşıp;
- Hadi hadi bu kadar da naz yapılmaz bak zaden gidiyoruz, çapkın kadın seni dedikten sonra Ayla hanımda;
- Siz böyle istiyorsunuz böyle olsun o zaman Adnan bey, sizi de bu gününüzde kırmak olmaz deyimli ama!
- Evet işte böyle Ayla hanım dedikten sonra atı hafifçe şahlandırdıktan sonra hızını arttırır ve o beton taşların üzerindeki nal sesleri mutlu olmak için yeterli bir sebeptir…
Yol üzerinde birden paytonu durduran Adnan amca yol kenarındaki çiçek satan kızdan üç tane gül alır ve paytona döndüğünde birini kızı Leyla’ya, birini Zümrüt’e ve diğerini de Ayla hanıma uzatır;
- Bu çiçeklerde bugün adına sizlere teşekkürlerimi sunmak içindi kabul ederseniz der ve gözlerinin içine bakan Hüseyin’e de yok sana çiçek almam yakışmazdı ama sen de gel bakayım şu paytonu bir sür de görelim! Karagözlüye seslenen Adnan amca huysuzluk yapma payton Hüseyin’e emanet der ve cebinden çıkardığı 4 kesme şekerini yedirir ve yelesini düzelttikten sonra paytona atlar uzun bir aradan sonra ilk defa arkada yolcu olarak gidecek olan Adnan amcayı bir heyecan basmıştır ki sebebi sadece bu gibi gözüksede… Ayla hanım ile koyu bir muhabbete dalan Adnan amca saatin kaç olduğundan habersiz gezerken Leyla;
- Baba bu akşam Orhan amcanın oğlu evlenmiyor muydu?
- Evet,
- Ee sen payton ile onları düğün salonuna götürmeyecek miydin?
- Hee doğru yaa unutmuşum neyse daha vakit var yetişiriz, Hüseyin durdur paytonu da ben geçeyim der ve payton ile mahallelerine doğru giderler…
Adnan amca düğünden döndüğünde Leyla evde yoktur ve doğru Ayla hanımın kapısını çalmaya gider. Kapıyı Ayla hanım açar, karşısında Adnan beyi görünce biraz şaşırır ki bu şaşırma aslında bir heyecanlanmadan başka bir şey değildir. Adnan bey bu şaşkın bakışmaların içerisinde başını öne eğmiştir;
- Şeyy Leyla’yı soracaktım Ayla hanım, evde değil de!
- Yok, Leyla yok! Bu yok kelimesini beklemeyen Adnan bey biranda kaldırdığı bakışları ile gözündeki şaşkın ifadelerin yerini bir başka şaşkın ifade almıştır! Bu arada konuşmaya devam etmek istese de kekelemeye başlayan Ayla hanım;
- Adnan bey, merak edilecek bir şey yok, Leyla yok derken evde yok anlamında dedim.Çocuklarla gittiler, gelirler birazdan, dedikten sonra bir nefes alan Adnan bey;
- Kusuruma bakmayın bende sizi rahatsız ettim, Leyla çocuklarla beraber buraya gelince evde onu beklediğimi söylersiniz, iyi geceler Ayla hanım,
- Tabi, tabiî ki söylerim, iyi geceler Adnan bey, dedikten sonra Adnan bey yavaş adımlar ile bahçe kapısına doğru ilerlerken Ayla hanım birden bağırır;
- Adnan beeeyy! Adnan bey heyecanlanmıştır bu bağırışa bir şey mi oldu acaba deyişler içerisinde arkasına döndüğünde Ayla hanım gülmektedir;
- Ehh pardon biraz sesimi yükselttim herhalde, şey diyecektim bende kendime kahve yapıyordum çocuklar gelesiye kadar buyurun geçin içeri birer kahve içelim, zaten gelmek üzeredirler!
- Yok, yok hiç zahmet etmeyin Ayla hanım Leyla gelince eve gönderirseniz memnun olurum deyip bahçe kapısına doğru tekrar yönelen Adnan beyin boynuna Leyla atılıverir;
- Babamm…
- Heh, bende seni soruyordum derken , Hüseyin ve Zümrüt’ün bakışlarından bir anda telaşlanan Adnan bey ne diyeceğini şaşırır, Ayla hanım;
- Hadi çocuklar içeriye! Bende kahve yapıyordum, buyrun Adnan bey sizde tabi der sanki az önce davet etmemiş, Adnan bey yok dememiş gibi… Leyla babasının elinden tutar ve içeriye doğru çekiştirir… Adnan bey sesini çıkartamaz, kızının yüzündeki mutluluğu görünce!
Kahveleri içtikten sonra muhabbetleri o kadar uzar ki gecenin yarısını geçen saatin bile farkında değillerdir, Ayla hanım ve Adnan beyin bakışmalarında hep bir tebessüm vardır gece boyunca… Saati fark eden Adnan bey;
- Hadi kızım saat yeterince geç olmuş, rahatsız etmeyelim daha fazla kahve için teşekkürler Ayla hanım, hadi çocuklar iyi geceler derken Leyla;
- Ama baba biraz daha otursaydık, deyişlerine kaşlarını çatarak bakan Adnan bey;
- Hadi dedim Leyla! tekrar iyi geceler bir akşamda bize bekleriz Leyla’da çok güzel kahve yapar dedikten sonra Leyla’nın saçlarını okşar ve babasına sarılan Leyla’da;
- İyi geceler, yarın görüşürüz Zümrüt saat on birde gel bize der! Zümrüt donuk bir bakış, kısık bir ses ile;
- Tamam, hadi iyi geceler der ve bahçe kapısına kadar Ayla hanım uğurlar…
Ayla hanım eve geri dönünce içerideki odadan gelen hıçkırık seslerini duyar! Odanın kapısını açınca elindeki fotoğrafa bakan Zümrüt’ün hıçkıra, hıçkıra gözünden akan yaşlarla ağladığını görür ve hemen yanına gidip sarılan Ayla hanım;
- Niye ağlıyorsun kızım derken Zümrüt’ün elindeki fotoğrafa gözü kayar, susar… Ayla hanımında gözünden birkaç damla yaş süzülür yanağından boynuna… Sıkıca sarılır kızına;
- Bende çok özledim babanı, der! Gözü yaşlı, burnunu çeke, çeke konuşan Aylan hanım;
- Ama biliyorsun ki, sizi 9 yaşından beri babasız büyütüyorum ve bu acıya alışmamız gerektiği için alıştık ve böyle kendini üzerek, beni de üzüyorsun anneciğim… Zümrüt başını kaldırır, Ayla hanım eliyle gözyaşlarını silerken;
- Az önce ne gördüm biliyor musun? Anne,
- Ne gördün canım, ne oldu ki?
- Leyla’nın babasına sarılışını gördüm anne! Nefes alışında babasının kokusunu içine çektiğini gördüm, babasının ona gözleri ile güldüğünü, saçlarına dokunurken incitmekten korktuğunu gördüm anne! der ve başını annesinin omzuna koyarak, susar! Ayla hanım hiç bir şey diyemez, o da susar… Birkaç dakika sonra odaya giren Hüseyin, birbirine sarılmış olan annesi ve kız kardeşini görünce;
- Ooh, anne-kız dayanışması mı yapıyorsunuz, dedikten sonra ikisini birden kucaklar, gözlerinde kırmızılığı gördüğünde yatağın üzerinde ki babasının fotoğrafına ilişir gözleri, susar! Zaten kimse konuşmuyordur! Senelerdir yaptığı gibi bu acıyı içinde yaşayan Hüseyin, hızla odadan çıkar…
Gece bu aile için yeni başlıyor…
Herkes yatağında kapanmayan gözleri ile sabahı karşılarken, fısıldayarak seslenirler;
- Günaydın babacım,
- Günaydın babam,
- Günaydın kocacım!

0 yorum yazılmıştır